31 Ekim 2013 Perşembe

KOMET KARAKÖY YOLLARINDA...

25 Ekim Cuma akşamından itibaren Karaköy sokaklarında, farklı mekânlarda farklı Komet’ler yer almaya başladı. Sokakları dolaşarak izlenebilecek Komet videoları gösterimi, klasik anlamda bir sergi değil. Kesin bir bitiş tarihi yok, arkasında bir galeri, küratör, sponsor da yok.
Komet, daha önceki sergilerinde de pek çok video işine yer vermişti. Başta Murakıp Sokağı ve Kılıç Ali Paşa Mescidi Sokağı’ndaki çeşitli mekânlara yerleştirilen videolar, Komet’in son dönemde ürettiği işlerden oluşmakta...
Videolarda durup bakan, oturup izleyen, çöküp dinlenen insanlar da var; kendi kendine yürüyen, adım adım arşınlanan, terennüm edilen “uzun ince” yollar da...
Komet, şiirlerinde olduğu gibi, burada da akıp giden gündelik hayat içinden çekip çıkardığı tuhaf, şaşırtıcı durumları, hareketli görüntünün olanaklarıyla, en dolayımsız haliyle aktarma çabası içinde...
Serginin açılışında Komet’e “Neden Tophane?” diye soruyorum:
“Tophane’deki Murakıp sokak çöp toplayıcılarının sokağı. Harap, terk edilmiş bir halde. Karaköy ve Tophane kentsel dönüşüm hikâyesine yavaştan rant bölgesi, sınıf değiştirmeye başlıyor. Eski esnaf iş atölyeleri arasına genç okumuşların, burjuva ve orta sınıf öğrencilerin, sanatçıların gittiği cafe ve restoranlar ile geleneksel kahveler yan yana çelişkili bir durum gösteriyorlar. Bu arada Tophane muhafazakârlığı da var. Sokaktaki çöphanelere ve hurdacılara da videolar koymak istemiştim, ama bunun oradakileri dekor gibi, obje gibi bir nevi kullanma durumu yaratabileceğinden çekinerek vazgeçtim.”
Önce “Külah” adı verilen mekânda yapılan işlere bakalım:
Saptama ve eleştirinin, söylenenlerin havada kaldığını, çöpe gittiğini kravatlı çok ciddi bir eda ile yaptığı konuşmayı içeren “OTOSANSÜR”de hiç ses yok.
Bir başka görüntü, izleyiciyi 1965 yılında çekilmiş bir fotoğrafa götürüyor. Komet, Mimar Sinan’da öğrenci.  Akademi’den mezun olmak üzere. Fotoğraf müzikli bir resim gösterisinde çekilmiş ve o yıl gazetede çıkmış... Altında “Çöplük eşyasına bakarak ilham almak isteyen, ilerde ressam olmak isteyen bir genç yere oturmuş düşünüyor” diye yazmakta...
Ve başka videoda Nişantaşı’ndaki bir inşaatta Kürt işçiler öğle yemeği paydosunda, kimse görmesin diye yırtık pırtık, mavi naylon perdenin, sanki bir hayal perdesinin arkasında konuşuyorlar. Serginin bu bölümünde yalnızca onların sesi bulunmakta...
Öteki videolar da işçi ve çalışma alanları üstüne...
Gösterimin ikinci mekânı ise bir marangoz atölyesi.
Komet, Paris havaalanı tünelindeki yüzlerce metre uzunluğundaki insanlık dışı olarak nitelediği yürüyen merdivenleri iki yıllık bir zaman diliminde filme almış... Bunu da “Uzayıp gidiyorlar ıstıraplı hayatımız gibi klostrofobik.” diye adlandırıyor.
Komet’e bu arada “Şamanlar”ı soruyorum.
O kendine özgü edasıyla yanıtlıyor:
“Ben de şamanlar gibi, Siyah Kalem’in cinleri gibi anadan doğma, çünkü dünyaya gelirken de öyle idik, sınıflar dışı elbise olsa idi sınıfsal veya dinsel veya etniksel ayırım olacaktı. Trajikomik bir şekilde saz çalmayı, türkü söylemeyi bilmeden, parodi olarak Âşık Veysel’in  “Uzun İnce Bir Yoldayım” türküsünü söylüyorum. Önümde uzayıp giden mekanik yollar gibi...”
Bakalım, bundan sonra Komet’in yolları hangi menzile yol alacak?


31 EKİM 2013, BİRGÜN
Yorum Gönder