23 Ekim 2013 Çarşamba

ÜSTAT, NEDEN ŞİİR?

Cemal Süreya, ünlü şiirlerinden “Göçebe”de Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “Çocuk ve Allah” kitabına şu üç mısra ile değinir:
“Yabana mı atıyorum saat altı buçukları
Çocuk ve Allah’ın en eski baskısını
Değil, değil bunların biri”
Cemal Süreya, İkinci Yeni şiirinden söz ederken de “Bizim nesil bu kitaptan çıktı” diyecektir.
1940 yılında yayımlanan “Çocuk ve Allah” Dağlarca’nın “Havaya Çizilen Dünya”dan sonra ikinci şiir kitabı...
1946’da CHP Şiir Yarışması’nda üçüncü olan kitap, “Dağlarca’yı Dağlarca yapan kitap” olarak da bilinmekte...
Dağlarca, bundan sonra bütün ömrünce şiir yazacaktır, 1950’li yılların sonunda kısa bir dönem kaleme aldığı düzyazıları dışında...
Bir gün sormuştum, “Üstat, neden şiir?”
Anlatmıştı...
“Çocuk ve Allah”ın yayımlandığı yıllardır. Genç bir şiir heveslisi gelir, “Bana nasıl şair olunacağını anlatır mısın?” der.
Dağlarca der ki:
“Tanrı, sana dese ki, kolundan birini keseceğim, ama sen İstanbul’un en büyük şairi olacaksın.”
“İki kolumu da keserim.”
“Ayaklarını keseceğim, Türkiye’nin en iyi şairi olacaksın.”
“İki ayağımın da kesilmesini isterim.”
“Gövdeni ortasından ikiye böleceğim, Balkanlar’ın en yetenekli şairi olacaksın.”
“O da kabulüm.”
“Kafanı keseceğim, dünyanın en erişilmez şairi olacaksın.”
“Bu kadarı da fazla” der genç şair adayı, “bütün bunlar şair olmaya değer mi?”
Dağlarca, devam ediyor: “Şiir öyle bir tutkudur ki, elbette bütün bunlara değer. Benim, yazmak için kalem tutacak iki parmağım ve görecek bir gözüm kalsın, işte bunlar şiir yazmam için yeterlidir.”
Nitekim son nefesini verene kadar bu inancını yitirmedi ve yalnızca şiir yazdı.
Şiire “İkinci Yeni” ile başlayan, ardından ilk üç kitabı “Gül Yordamı”, “Ölü Bir Yaz” ve “Tutsak Kan”ı yakarak sosyalist dünya görüşüne bağlanan Kemal Özer’e göre ise şiir, bir zanaatçılık sorunuydu.
Şair elbette “tutku”ya, “esin”e, hatta “yetenek”ini üst düzeyde tutmaya önem vermelidir. Ama bir zanaatçı titizliğiyle çalışmasını da bilmelidir. Bir marangoz, demirci ustası nasıl daha çok çalışırsa yaratıcılığı o kerte yükseliyorsa, şair de çalışmasıyla şiirini daha ileri düzeylere çıkarabilir.
Fakat dün olduğu gibi bugün de şiir âleminde “tutku”dan yoksun, yalnızca çalışarak ünlü olduğu sanılan yeteneksiz “şiir yazıcıları”nın ortada dolaşması belki de bu yüzden...
Çünkü iyi ve sıkı şiir usta terzi işidir; “konfeksiyon” işçiliği ile şiir yazıldığı dünyanın neresinde görülmüştür?
*
15 Ekim Dağlarca’nın 5. ölüm yılı idi. Kadıköy’de oturduğu evini gençlerin uğrak yeri olarak bir çayevi-kütüphaneye dönüştürülmesini vasiyet etmişti. Vasiyeti hâlâ yerine getirilmiş değil. Akıbetini bilen var mı?

24 EKİM 2013, BİRGÜN


Hiç yorum yok: