15 Aralık 2013 Pazar

HAVUZ TAŞINDI!

Yapımına M.Ö. 221-220 arasında Çin İmparatoru Si-Huangti zamanında başlanan, Çin Halk Cumhuriyeti resmi kaynaklarına göre 8.851.8 km uzunluğundaki Çin seddi dünyanın yeri harikasından biri olarak kabul edilmektedir.
5-10 metre yüksekliğinde, 5-8 metre genişliğinde, kalın ve yüksek duvarlardan ibaret olan seddin üzerinde her 200 adımda bir 12 metre yüksekliğinde kuleler bulunmakta, ayrıca başlıca karayollarına rastlayan geçit yerlerinde 40 kadar anıtsal kapı ve yapı yer almaktadır.
Bu anıtsal yapılardan birinin hikâyesi ilginçtir.
Böyle bir yapı için imparator, mimarlarını, ustalarını toplar ve sorar: “Bu iş için kaç tane taş gerekli”.
Çünkü bölgede taş yoktur. Toprağı, üzerine çıkıp balyoz misali bir aletle sıkılaştırarak taş yerine kullanmaktadırlar.
Ustalardan biri 999.999 taşa gereksinimleri olduğunu bildirir.
Sonuçta yapı bitirilir.
Taşları sayarlar, bir taş fazla kullanılmıştır.
Peki, o bir taş nerededir?
Taş imparatorun, mimarların, ustaların, çalışanların, yapının ne zaman ve nasıl yapıldığının bilgisiyle birlikte yapının kapısı üzerindedir.
Ve iki bin küsur yıldır orada durmaktadır.
O taş orada dursun, Konya’da Mevlana Müzesi’nin bahçesinde bulunan ve Anadolu Selçukluları döneminden kaldığı ileri sürülen “Şeb-i Arus Havuzu” bugün nerede derseniz?
800 yıllık anayurdundan taşınmış efendim!
Medyada yer alan haberlere göre Konya İl Kültür Müdürlüğü, Mevlana Müzesi’nde yapılan düzenlemeler çerçevesinde yaklaşık üç ay önce bahçede bulunan Şeb-i Arus Havuzunu kaldırdı. Derviş hücrelerinin önünde yer alan, altıgen planlı gök mermerden yapılan ve suyu ejder başlı bir lüleden akan havuzun taşları tek tek sökülerek Gül Bahçesi'ne konuldu.
Mevlana’nın ölüm yıldönümlerinde dervişler tarafından çevresinde sema yapıldığı için “düğün günü” anlamına gelen “Şeb-i Arus Havuzu” olarak adlandırılan havuzun mermerleri de sökülürken parçalandı.
Müze bahçesinde yaklaşık üç ay süren çalışmalar sonrası kaldırılan havuzun bulunduğu yerden 3,5 metre ileriye ve orijinal taşlarının yerine yeni taşlarla bir benzeri yapıldı.
Gerekçesi ise daha vahim…
Havuzun yerinin değiştirilmesinin gerekçesi ise Şeb-i Arus törenlerine gelenlerin kapı önünde birikmelerini önlemek imiş…
Sonuçta ikisi de taş…
Biri iki bin yıldır yerinde duruyor, öteki yerinden yurdundan edilmiş…
Ne olmuş yani?
Bence “Şeb-i Arus Havuzu” bu olay nedeniyle Dünya Kültür Mirası listesinde yerini almalıdır. Çünkü dünyanın hiçbir yerinde bu tür bir olaya rastlamak mümkün değildir.
Yarın bir gün trafik sıkışıklığını bahane ederek, mesela Süleymaniye camisinin de yeri değiştirilirse şaşmamak gerek…
“Yap islet devret” modeli misali, “Sök tak yap” neden olmasın!
Yazık!

12 ARALIK 2013, BİRGÜN

Yorum Gönder