15 Ağustos 2013 Perşembe

GENÇLERİN ÇAĞDAŞ ATÖLYESİ

Bugüne kadar 57 ülkeden, 157 kurumu bir araya getiren Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Uluslararası Öğrenci Trienali’nin altıncısı, 06 ağustosta Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nde açıldı.
Daha önce geleneksel olarak sürdürülen sergi, sempozyum ve kısa film gösteriminin yanı sıra bu sergide “Connecting the Dots” başlığı altında 38 atölyenin 13’ünde üretilmiş işlerden bir seçki yer almakta...
 Fakülte Dekanı Prof.Dr.İnci Deniz Ilgın, serginin içeriğini şöyle özetlemekte:
“Amacımız, 6. trienali, çeşitli kurumların eğitim sistemlerinin izlenebildiği bir ortak paylaşım alanı olmanın ötesinde, bu sistemlerin aktif olarak bir araya gelmesiyle sanat ve tasarım ürettiği bir platforma dönüştürmek oldu. Bu yolla trienal, sanat ve tasarımın farklı sistemlerini yan yana getirirken, etkileşimi, yeni deneyimlerle güçlendirerek farklı yaklaşımları görünür kılmak, yerleşik söylemleri ve uygulamaları irdelemek ve bu bağlamda sanat ve tasarım eğitimine katkıda bulunabilmek gibi yeni bir misyonu da üstlenmiş oldu.”
22 eylüle kadar izlenebilecek sergide görüleceği gibi, genç sanatçılar ve tasarımcılar, kentin biçimlendirdiği yaşamlara odaklanarak, farklı ve cesur sorgulamaların peşine düşmüşler.
Kamusal alan, kent, mimari, hayvan hakları, beden, bellek, kimlik ve İstanbul’a odaklanan çalışmalar tüm süreç boyunca yaşananları da saklayarak somut bir sonuca ulaşmanın yanı sıra toplumun katmanları arasında dolaşarak, noktaları birleştirmeyi denemeye çalışmışlar.
Atölye başlıkları içeriklerinin bir göstergesi niteliğinde...
 “63 Yıl Sonra İstanbul: Margaret Bourke-White'ı Takip”, “Bedende Noktaları Birleştirmek”, “Boğazın Üzerindeki Köprüler”, “Direniyorsan Senin Olsun”, “Duygular-Ses-Yerçekimi”, “Dünyayı Gezen Çantalar”, “Kamusal Alanı Paylaşmak: İstanbul’un Köpekleri”, “Kaybolan Atölyeler”, “Portre”, “Sanatçı Günlükleri”, “Rüzgârda Bir Tutam Duman”, “Tempolis: Şehir, Hız, Algı” ve “Yerellik ve Evrensel Söylemler”...
Trienali ayrıcalıklı kılan önemli yeniliklerden biri de trienalin varoluş nedeni olan öğrencilerin, trienalin planlanması ve organizasyonu süreçlerine aktif olarak dahil olmaları...
Bunun için de atölye çalışmalarının bir bölümü öğrencilerin liderliğinde gerçekleşmiş.
Bir başka yenilik ise trienal etkinliklerini fakültenin dışına taşıyarak, İstanbul’da sanat ve tasarımın izendiği önemli merkezlerde görünür kılmak...
Yine bu çalışmalarda Dekan Ilgın’ın altını çizdiği gibi, “kentsel dönüşümün farklı katmanlarını gözlemlemek, sanatçıların iç yolculuğunda gezinmek, yok olmaya yüz tutan zanaatların izini sürmek, güncel gelişmelerin ışığında günü sorgulamak, sokağı paylaştığımız sokak köpeklerinin dile gelerek vicdanımıza ulaştıklarını hissetmek, objenin bedende kazandığı yeni dili okumak gibi çeşitli deneyimlerle, sanat ve tasarımın yaşamla kurduğu bağa bir kez daha tanık olmak” mümkün...
Farklı ülkelerden olsa genç sanatçıların ortak akıl ve yaratıcılıkla ürettiği yapıtlar, sanata yaklaşımlarının olumlu ve somut bir göstergesi...
Gençler çalışıyor, üretiyor; düşünsel ve yapısal farklılıklarını ortak çaba çerçevesinde sanatlarına yansıtıyorlar.
Şarkısı türküsü, kâğıdı kalemi, videosu fotoğraf makinesi, boyası fırçası ile sanatsal üretimin her alanında varlar.
Heykeli “ucube” gören, dünyaca ünlü yazarların yapıtlarına sansür uygulayan, bale ve operadan anlamayan, tiyatroların perdesine kilit vuran, kültür-sanat adına çağdaş olan ne varsa yasaklayan bir ortamda gençlerin özgürce, direnerek üretimde bulunmalarını takdir ediyorum.
Bu atölye çalışmasında emeği geçen her genci kutluyorum.
Gençleri seviyorum.

15 AĞUSTOS 2013, BİRGÜN


Yorum Gönder