12 Temmuz 2013 Cuma

ANNELERİN DİRENİŞİ...

12 Mart zindanlarında çocukları ile yürekleri kavrulan onlardı. 12 Eylül’ün demir parmaklıklarında, dikenli tellerinde elleri kanayanlar da onlar...
Deniz Gezmiş’in annesi Mukaddes anaydı adları, Cemil Kırbayır’ın annesi Berfo ana, Metin Göktepe’nin annesi Fadime ana...
“Cumartesi Anneleri” olarak sayısını unuttukları günler boyunca oğullarının hasretini beklediler alanlarda...
Ve bugün...
Bugün, TOMA’ya, biber gazına, plastik mermiye, akrebe, üzerlerine boca edilen onca tazyikli suya karşı yüreklerini çocuklarına siper ediyorlar.
Taksim Gezi direnişinin en önemli simgelerinden biriydiler.
Seslerini İstanbul’dan Ankara’ya, Ankara’dan İzmir’e, İzmir’den Antakya’ya, Antakya’dan Antalya’ya ulaştırdılar.
Türkiye’nin sabahından akşamına yankı bıraktılar.
Sırtlarına “pala” ile saldıranlara da karşı durdular.
Üzerlerine mermi yağdıranlara da...
Kendilerini muktedir sananların “Çocuklarınızı evlerinize götürün” feryadına inat, el ele vererek direnme zincirleri oluşturup direnişin en ön saflarında yer tuttular.
“Tencere kaşığın yeri mutfaktır” diyen sesin ayarını, alanları tencere-kaşık sesleriyle donatarak bozdular.
Kimliğini zorla elinden alanların kimliğini cesaretle sorguladılar.
Kızı tekme-tokat darp edilirken “Önce beni gözaltına almalısın” çığlığıyla zorbalığa kalkan oldular.
Abdullah Cömert, Mehmet Ayvalıtaş, Ethem Sarısülük, Mustafa Sarı, ve Medeni Yıldırım’ı da oğulları bildiler.
Yer sofrasında eşitlik için iftar da açtılar.
Çapulcuların özgürlük türkülerine oyunlarıyla eşlik de ettiler.
Suyun tazyiki üzerindeki al kırmızı giysiye esir düştü.
Biber gazı karanfil kokusuna...
Bilince sırdaş, emeğe paydaş, özgürlüğe kardaş, cesarete arkadaş,  uygarlığa yurttaş, sevdaya oynaş, adalete yoldaş, sevgiye yandaş, eyleme ulaş, dirence bulaş, kavgaya uğraş diye bilindiler.
Duygu, düşünce ve eylemlerini kuşatan korku çemberini kırarak kendilerini yaşam biçimlerinin “muktedir”i sananların korkusu oldular.
Adı üzerinde “anne” idiler...


11 TEMMUZ 2013, BİRGÜN
Yorum Gönder