10 Nisan 2014 Perşembe

ORHAN VELİ 100 YAŞINDA...

Orhan Veli, yaşasaydı üç gün sonra 100 yaşında olacaktı. Yaşamı, sanatı hakkında yazılıp çizilmeyen kalmadı. Hakkında ömür sürdüğü 36 yılda yazdığı şiir, öykü ve çevirilerinden çok daha fazla kitap yazıldı.
İki aylık edebiyat dergisi “Sözcükler”, 48. sayısında Orhan Veli özelinde Garip şiirinin öteki iki şairi, Oktay Rifat ile Melih Cevdet Anday’ı da anarak yarınlara anlamlı bir armağan hazırlamış bulunuyor.
Bakın, yakın arkadaşı Melih Cevdet, Orhan Veli’nin “bellek gücü”nü nasıl anıların kuyusundan çıkarıyor.
Bu, aynı zamanda Orhan Veli’nin kişisel özelliklerinin de bir dökümü...
Hafızası çok kuvvetli. Arkadaşlarının okul ve telefon numaraları, yolculuk, tanışma eğlence gibi irili ufaklı olayların tarihleri unutmadığı şeyler arasında. İki yüz, üç yüz kadar baharat adını; elli, altmış kadar balık adını sayabiliyor. Hiç ukala değil. Konuşması daha çok nükteli, alaylı. Hacivat ile Karagöz’ün konuşmalarını çok güzel taklit ediyor. Sesi biraz, kırılgan ve çatlakça. Bazı türküleri ve eski türküleri çok içli ve tatlı söylüyor. Herkesle iyi, candan, nazik konuşuyor. Her sınıftan, her meslekten arkadaşı var.
“Sözcükler”de Besim Dalgıç’ın Cevat Çapan’dan, Mücap Ofluoğlu’ndan derlediği kimi ilginç anılar da yer almakta, ki bunlar da Melih Cevdet’in Orhan Veli üzerine yazdıklarını destekler nitelikte...
Örneğin bir gün, Orhan Veli bir macuncu ile mani yarışmasına girecek ve sonuçta pes eden macuncu “Senin mesleğin ne?” diyecektir. Orhan Veli “Şairim” deyince de macuncu inanmayacak, “Sen ancak macuncu olabilirsin” diye karşı çıkacaktır.
Cevat Çapan, Sabahattin Eyüboğlu’nun Ankara’daki evinde yaşanan bir olayı anlatıyor:
Eyüboğlu’nun evinin kapısı her zaman açıktır. Dostları eve istediği zaman giriyor, yiyor içiyor, sohbet ediyorlar.
Bir gün Orhan Veli de eve geliyor, fakat kapı kilitli...
Hemen bir kâğıda şunları yazıyor ve pencereye iliştiriyor:
“Kapılar, pencereler salvetime bigane
Bu değil sanki her gün geldiğimiz devlethane”
Orhan Veli’nin bir özelliği de Eyüboğlu’nun evinde yatacak yer bulamayınca ayakta uyuması...
Yaşar Kemal, bir gün Adana’dan gelir ve evde bir yere kıvrılarak yatar.
Sabah kalkınca duvara dayanmış birinin uyuduğunu fark eder. Biraz dikkatli bakınca uyuyanın Orhan Veli olduğunu görecektir.
Savaş Dinçel de Mücap Ofluoğlu’dan duyduğu bir anıyı şöyle aktarmaktadır:
Orhan Veli ile Sait Faik’in işi gücü yoktur. Can sıkıntısından Eftalikus kahvesinde oturup her gün birer Cumhuriyet gazetesi alarak bulmacalarını çözerler. Bulmacayı kim önce bitirirse ötekine rakı ısmarlayacaktır. Fakat Orhan Veli her gün Sait Faik’i yenmektedir.
Sonunda Sait Faik isyan bayrağını çeker, “Nasıl beceriyorsun lan, her gün rakıyı bana ısmarlatıyorsun?” der demez Orhan Veli sakin bir biçimde yanıtlar:
“Çünkü Cumhuriyet’in bulmacalarını ben hazırlıyorum.”
Gelibolu’da Orhan Veli ile askerliğini yapan Mehmed Kemal’in anlattıkları da bu ballı anıların kaymağı olarak okunsun...  
Salim diye bir meyhaneci vardır. Orhan Veli’ye veresiye veriyordur. Orhan Veli de kaytardığı günler soluğu Salim’de alıyordur
 Orhan Veli’den sonra Mehmed Kemal de Salim’in meyhanesine dadanır. Orhan Veli gidiyor diye değil, daha ucuz başka yer olmadığı için...
Orhan Veli arada bir talimi asacak ve çadırın kapısına da şöyle bir kâğıt iliştirecektir:
Herkes gider talime
Orhan gider Salim’e...

10 NİSAN 2104, BİRGÜN                                                                     


Hiç yorum yok: