11 Mayıs 2017 Perşembe

AHMED MİDHAT’IN AŞKLARI…

Ahmed Midhat tarihimizin en üretken yazarlarından biri. Kartvizitinde neler yok: Gazeteci, roman yazarı, tarihçi, tiyatrocu, felsefeci, mütercim, matbaacı, mürettip, makinist, memur, öğretmen, eğitimci, müderris, profesör, işadamı, hatta aynı zamanda bir çiftçi…
Yazarlığı ve öteki başarılarının yanı sıra 1.83 boyu, mavi gözleriyle oldukça da yakışıklı ve dönemin ünlü kadınlarıyla dillere destan aşklar yaşıyor.
İlki şair Fitnat Hanım’la yaşadığı büyük ve gizli aşk…
Bu aşkın mektuplarını zamanı gelince yayımlanması dileğiyle oğluna bırakacak ve mektuplar ölümünden 36 yıl sonra, 1948’de Hakkı Tarık Us tarafından yayımlanacaktır.
Gazanfer İbar, “Şa Şa Şa’dan Çapkın Kız’a” (Doğan Kitap) çalışmasında aktardığına göre “Ahmed Midhat Efendi ile Şair Fitnat Hanım” başlıklı kitabında Hakkı Tarık Us, iki aşığa şöyle tanımlıyor:
“32 yaşında, boylu boslu, iri kemikli, geniş omuzlu, dinç bir erkek... On metre kadar bir bahçenin araladığı bir komşuları, Fitnat Hanım, Ahmed Midhat Efendi’yi yakıp yandırmaktadır. Fitnat Hanım, henüz 34 yaşında bir kadın, fakat yirmi yaşında görünen bir taze. Simaca, vücutça öyle güzel ki...”
İlk mektup Ahmed Midhat tarafından 18 Mart 1878’de yazılıyor. “Biricik rüzgârım, zarafet sahibi yazarım, güzellik saçan şairim, efendim” diye başlayan mektup altı sayfa…
Fitnat’ın “hemşire-birader” kalalım sözlerine, her türlü güvensiz tavırlarına karşın Ahmed Midhat tutkusundan vazgeçmeyecek, hem sahibim, hem kölem seslenişleri arasında Fitnat’ı göklere çıkaracaktır.
Hikâyenin devamını Hakkı Tarık Us anlatıyor:
“Kalemiyle öylesine dil döken birinin karşısında zor dayanılır elbet. Yazdıklarından etkilenmeyecek kadın yoktur sanırım. Fitnat’ın da kaçacağı yer yoktur ve Ihlamur’da ‘Mülakat’ dedikleri gizli buluşmalar başlar. Ihlamur artık sadece “lamur” (l’amour-aşk) olmuştur. Birbirlerine hitaplar, “Mithat’ım” ve “Fitnat’ım” biçimine dönüşür ve "Fikir, kalem, zarafet, şairiyet cihetiyle en büyük erkeklere layık” Fıtnat, Mithat’ın kollarındadır artık. Fitnat’ın cevabı ise yazdığı şiirdedir: “Gel seninle yanalım, Allah aşkına.”
Hakkı Tarık Us, bu aşkı sonlandıran nedenin, yeni çıkmaya başlayan Tercüman-ı Hakikat gazetesinde basılan şiire Vakit gazetesinde yazılan nazire-cevap olduğunu belirtiyor.
Şiirde Fitnat’ın adının geçmesine çok sinirlenen Midhat, şiiri yazan Sait Bey’i sokakta dövecek, ertesi gün de Tercüman-ı Hakikat’te “Sait Bey’e Dayak” adlı bir makale yazacaktır.
Ahmed Midhat, daha sonra Tercüman-ı Hakikat gazetesinde edebiyatta gösterdiği çabalar dolayısıyla bir kadın yazarı övecektir
Bu kadın, Ahmed Midhat’ın manevi kızı kabul ettiği, bugün kullandığımız 50 liralık banknotların üstünde resmi bulunan, Türk edebiyatının ve İslam coğrafyasının ilk kadın romancısı Fatma Aliye Topuz’dur.
Fatma Aliye Hanım, tarihçi Ahmed Cevdet Paşa’nın kızıdır. 1891 yılında Ahmed Midhat Efendi ile birlikte “Hayal ve Hakikat” adlı romanı yazar. Romanın kadın ağzından olan kısmı Fatma Aliye Hanım’ın, erkek ağzından olan kısmı Ahmed Midhat Efendi’nin kaleminden çıkacaktır.
Bu romandan sonra ikili uzun süre mektuplaşır ve bu mektupları Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yayımlanır.
Ahmet Midhat’ın hayatına giren başka bir ünlü kadın da Şair Nigâr’dır. Tanzimat sonrası edebiyatımızın “ilk kadın şairi” unvanına sahip Nigâr Hanım’ı, Ahmet Midhat’ın torunu Mehmet Tanberk dedesinin Şair Nigâr ile ilişkisini şöyle anlatacaktır:
“Ahmet Efendi’nin çok bilinen Fitnat Hanım aşkının yanı sıra Şair Nigâr Hanım ile de yakınlığı, arkadaşlık ilişkisi olarak yazılıp çizilirdi. Oysa Ahmed Midhat Efendi, kendini aylarca kapattığı Beykoz’daki çiftliğinde yalnızca kitap yazmıyordu. Aynı zamanda Nigâr Hanım ile de gizlice buluşurdu. Ahmed Midhat Efendi’nin Nigâr Hanım’a aşkı o kadar yoğundu ki yeğenine Nigâr ismini verdi.”
Ahmed Mithad, 1889’da Stockholm’de toplanan VIII. Uluslararası Oryantalistler Kongresi’nde, asıl adı Olga Sergeevna Lebedef olan Kazanlı şarkiyatçı Gülnar Hanım ile tanışır.
Olga Sergeevna Lebedef, Türk kültürüne verdiği değer yüzünden Gülnar Hanım adını benimsemiştir.
Kongreden sonra Ahmed Midhat ile Gülnar Hanım dört ay boyunca Avrupa’da dolaşırlar. Ahmed Midhat bu geziyi ve Gülnar Hanım’ı “Avrupa'da Bir Cevelan” adlı eserinde yazacaktır.
Fakat eser kitap haline gelmeden önce Tercüman-ı Hakikat'te tefrika edilecek ve Gülnar Hanım tefrika devam ederken 13 Ekim 1890 da İstanbul’a gelecektir.
Ahmet Rasim, ayrıca Gülnar Hanım’ın eserlerini gazetesinde yayımlaması, onu kadın olarak yüceltişi ve kendisiyle olan yakın dostluğu nedeniyle Ahmed Midhat Efendi’nin o vakitler “Rus casusu” diye jurnallenmiş olduğunu belirtecektir.

*

“Rus müşterikelerinden meşhur Madam De Lebedef’in İstanbul’da müddet-i ikâmeti esnasında ağızdan ağıza dolaşan güft ü gûlar pek ağır idi. Bu ağırlığa muhitin şu terbiyesinin bais olduğunda şüphe yoktur. Ahmed Midhat Efendi, bu kadınla peydâ-yı muarefe ederek Tercüman-ı Hakikat’te bazı âsârını dercetmek ve hakkında beyân-ı mütalaât eylemek suretiyle kadınlığa bir paye vermek istedikçe zavallı üstadı arkadan arkaya itham edenler, hatta hafiyelerden, ‘Rus casusluğu ediyor!’ diye jurnal verenler bile zuhûr etmiş idi.” (Ahmet Rasim: Muharrir, Şair, Edip, Kanaat Kütüphanesi, 1924.)

11 MAYIS 2017, BirGün


Yorum Gönder