21 Şubat 2016 Pazar

“İNCE MEMED”İN MACERASI…

Yaşar Kemal, roman denemelerine 1946-47 yıllarında başlar. “Ortadirek” romanına başlamıştır ama, yarım bırakmıştır. “İnce Memed” de taslak halindedir.
1951’de Adana’dan İstanbul’a gelir.
Paraya gereksinimi vardır. Tanıdığı bir sinemacı, bir senaryo yazmasını ister. Sinema bilgisi de Abidin Dino’dan öğrendikleri kadardır.
Film yapacak kişiye “İnce Memed”in konusunu anlatır.
Üç bin liraya anlaşırlar.
Senaryoyu yazar bitirir, fakat adam ortadan kaybolmuştur.
Film işinden umudu kesince durumu, röportajları yayımlanan Cumhuriyet gazetesi yayın yönetmeni Cevat Fehmi Başkut’a anlatır.
Ve bir gün Cevat Fehmi’ye “Ben zaten bu konuyu roman olarak tasarlamış, birkaç bölüm de yazmıştım. Onu bu yıl bitirmek istiyorum. Ama paraya gereksinmem var. Bana avans olarak bin lira verirseniz” diyecek olur.
Cevat Fehmi, hemen vezneye gönderir Yaşar Kemal’i…
Bin lirayı alınca Beşiktaş Serencebey’de bir ev tutacak ve zaten aklında ezbere aldığı romanı yazmaya başlayacaktır.
Yıl 1953’tür ve İstanbul’da görülmemiş bir kış yaşanmaktadır.
Tuna’dan gelen buzlar, İstanbul Boğazına inmiştir.
Yaşar Kemal’in deyişi ile yeryüzü gökyüzü donmuştur.
Evde küçük bir çini sobadan başka bir şey yoktur. Bulabilirlerse sobada odun yakmaktadırlar. Thilda, yatağın içinde kitap okumaktadır.
Erzurum’dan aldığı kalın eldivenler elinde “İnce Memed”i üç ay içinde yazar ve hemen Cevat Fehmi’ye götürür.
Bu arada kimi anlaşmazlıklar yüzünden Cumhuriyet’te yayımlanmayınca Yaşar Kemal romanını “Dünya” gazetesine, Bedii Faik’e götürür, “Al bu senin, Cumhuriyet’ten çekip alıyorum, sen yayımla!” diyerek
Bedii Faike göre de işin aslı ise şöyledir:
“Gazetede dizi olması kolaylığına  uygun düşmesi için” bir macera romanı yazmıştır Yaşar Kemal. Hiçbir edebi iddiası yoktur. Peyami Safa’nın “macera” romanlarına koyduğu “Server Bedii” misali, bu romanını kendi adıyla değil de “nam-ı müstear”la yayımlamak istemektedir.
Fakat, Cevat Fehmi, romanın başındaki yirmi sayfa tutan upuzun girişi sıkıcı bulduğundan, Yaşar Kemal’in bu bölümü çıkarması koşuluyla romanı yayımlamak istemektedir. Yaşar Kemal ise buna razı gelmemektedir.
Bu yüzden de romanını Bedii Faik’e getirmiştir ve “Dünya”da yayımlamak istemektedir.
Bedii Faik, Yaşar Kemal’e önce neden takma ad ile yayımlamak istediğini sorar. Yaşar Kemal’in yanıtı oldukça ilginçtir: “Okuduğun zaman sen de göreceksin ki tam bir macera romanıdır bu ve Yaşar Kemal imzasıyla bir arada durması bence imkânsız!”
Ve Bedii Faik, romanı alıp evine götürür. Bir gecede de okur...
Bedii Faik, gerçekten de ilk sayfalarını Cevat Fehmi’ye hak verecek derecede sıkıcı bulur. Ama okudukça Yaşar Kemal’in kendisine bu kadar haksızlığı ve tersliği nasıl yapabildiğine de şaşar...
Ertesi gün de romanı aldığı gibi Cumhuriyet’te, Nadir Nadi’nin kapısına dayanacak, olan-biteni anlattıktan sonra “Ben Yaşar Kemal’i bu romana imzasını koyması için ikna edeceğim, sen de Cevat Fehmi’ye söyle romanın baş tarafını atmadan tefrika etsin.”
Birkaç gün sonra da roman Yaşar Kemal imzasıyla ve küçük bir bölümü  çıkarılarak Cumhuriyet’te yayımlacaktır.
Çünkü zamanın basın savcısı Hicabi Dinç, Cumhuriyet’e gelerek, “Cevat Bey Ankara’dan emir geldi, bu romanı keseceksiniz” diyecektir.
Cevat Fehmi de ayağa kalkarak “Hicabi Hicabi” diye bağıracaktır: “O sana Ankara’dan telefon edenler bana telefon etsinler. Sen mi anlarsın romandan ben mi, onlar mı anlar, ben mi, gücünüz yeterse bu romanı gazeteden kestirin bakalım.” (Ne yazı müdürleri varmış, bir de şimdikilere bakın!)
Sonuçta gazetenin avukatı Orhan Apaydın, suç sayılabilecek küçük bir parça bulsa da Yaşar Kemal o parçayı kitap çıkarken koyacaktır.


18 ŞUBAT 2016, BirGün
Yorum Gönder