24 Temmuz 2014 Perşembe

ÖNDE ZEYTİN AĞAÇLARI...

Zeytin uzun ömürlüdür. Fidanı beş yaşında ürün vermeye başlar. On beş yaşına gelince verimi ikiye katlanacaktır.
Kadim Anadolu toprağında yüzyıllık zeytin ağaçları bulunmaktadır. Bu da zeytinin anayurdunun Anadolu olduğunun bir göstegesidir.
Ülkemizde 170 milyon zeytin ağacı bulunduğu biliniyor. Yani zeytin üretiminde dünyanın dördüncü ülkesiyiz.
Şimdilerde Meclis’te 25 dekardan küçük zeytin alanlarının her türlü kamu ve enerji yatırımının yanı sıra maden işletmeciliğine de açılması üzerine bir yasa tasarısı üzerine çalışılıyor.
Ülkede talan edilmeyen bir zeytinlikler kalmıştı. Onu da enerji yatırımı bahanesiyle madenlere açtık mı, tamam…
Bu, beş yüz bin kadar zeytin üreticisinin ekmeğini elinden almak kadar, ülke kültürüne, şiirine, edebiyatına vurulmuş bir darbedir de… Haydi onların diliyle söyleyelim, Nuh tufanında bir güvercinin ağzında bir zeytin demeti ile gelip hayatın var olduğunu haber vermesinden bugüne hem dünya, hem ülke kültür ve sanatında zeytinin önemli bir yeri olmuştur. Olacaktır da…
Toprak, zeytinin anayurdudur. Bu yüzden zeytin kendi toprağında yaşamak ister, bir başka toprağa götürüldüğünde küser, ürün vermez. Savaşta bir tankın gölgesi düşse de üzerine, örneğin Filistinde olduğu gibi, zeytin kendi toprağında boy verir.
İşte şiire zenginlik katan zeytin üzerine birkaç şiir…
Zeytin İlhan Berk’te bir parça deniz mavisidir:
“Her akşam seninle
Yeşil bir zeytin tanesi
Bir parça mavi deniz
Alır beni”
Bedri Rahmi Eyüboğlu’nda “sitem”dir:
 Önde zeytin ağaçları arkasında yâr 
Sene 1946 
Mevsim 
Sonbahar 
Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim 
Dalları neyleyim. 
Yâr yoluna dökülmedik dilleri neyleyim.
Yâr yâr! Seni kara saplı bir bıçak gibi sineme sapladılar.”
Cahit Zarifoğlu’nda ölüm ile yapılan kahvaltıdır:
“uzak insan sahillerine
kelimeyi dolanan dillere
taşıdılar zeytin
kahvaltı ve zeytin
sofrada üç büyük zeytin üç kanlı bakış
Ölünün ağzına zeytin kondu
şiş dudakların arasına
sonra geniş omuz yaralarında
adamlar kırılan camlar taktılar”
Nevzat Çelik’e göre zeytinin karası, bakmaya doyulmayan gözlerdir:
“Hangi sevda vurmuş seni
Hangi delikanlı
Gönlüne
Salvo bakışlarla..
Soramam
Zeytin karası gözlerini
Yoluma yatırma
Dayanamam”
Hüsnü Arkan’a göre dallarına ay doğmuş yeşil duvaklı bir gelindir:
“bak bu ışık senin ışığın
dallarına ay doğmuş, delice, delice zeytin
bu bahar yine gelin olacak
omuzunda yeşil bir duvak, delice

24 TEMMUZ 2014
Yorum Gönder