17 Nisan 2012 Salı

TİCARETİN KALBİ ÇARŞILAR


“Çarşı-yı Kebir” dermiş eskiler... “Pera” dilindeyse “Büyük Çarşı.” Orhan Veli şiirini yazdığından beri “Kapalı Kutu”, yani halkın günlük yaşamındaki adıyla bugün “Kapalıçarşı” olarak anılmakta…
Ben saymadım, öyle yazıyor kitaplar…
Yollar ve yolların yanında sıralanmış dükkânlar...
Yolların çarşı sınırına ulaşan uçları kapılar ile bitiyor.
On sekiz kapısı var.
Dar sokaklardan geniş caddelere kadar değişik boyutlardaki 61 yol üzerinde 300 dükkân bulunmakta...
Bir de yol ağızlarında mekân tutmuş üstü açık “dükkân”lar var ki, onların sayısını kitaplar dahi bilmiyor.
Dr.Ayşen Şatıroğlu ile Dr.Oya Okan “Çarşı –Esnaf Kapalıçarşı” başlıklı çalışmalarında Anadolu coğrafyasında ve Osmanlı imparatorluğunun sınırları içinde çarşıların temel öğesi olan esnaf örgütlenmesinin tarihsel izleri üzerinden esnaf kültüründeki değişimi belirlemeyi amaçlıyorlar. (İstanbul Ticaret Odası Yayınları)
Çalışmanın ana eksenini de “Kapalıçarşı” oluşturmakta…
İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş’ın altını çizdiği gibi, çarşılar her zaman alışverişin nabzının attığı mekânlar olmuştur. Çünkü çarşılar yalnızca ticaretin değil, aynı zamanda sosyal hayatın da şekillendiği yerlerdir. Çarşılarda yalnızca alışveriş yapılmaz, kentin güvenliğinden dinsel gelişmelere bütün sosyal sorunlar da ele alınır.
Hüseyin Öztürk’ün “Tarihin ve Medeniyetin Beşiği Çarşılar” çalışması da bir anlamda “Çarşı –Esnaf Kapalıçarşı” kitabını tamamlar nitelikte… (İstanbul Ticaret Odası Yayınları)
Öztürk, Osmanlı devletinin çarşı ve esnaf kültürünü mercek altına alırken ilginç bilgiler de veriyor.
Örneğin dünyanın ilk borsası bugün Kütahya sınırlarında bulunan Aizanoi antik kentinde kurulmuştur ve borsa, M.S. II. yüzyılın ikinci yarısında tahıl pazarı olarak kullanılmıştır.
Konya, 1868 yılına kadar düzenli bir çarşı kültürü ve mimarisine rastlanan bir kenttir. 1868’de geçirdiği büyük bir yangınla bedestenlerin ve yan çarşıların büyük bölümünü kaybeder. Konya Valisi Burdurlu A.Tevfik Paşa, yangın sonrası çarşıyı düzgün ve planlı bir biçimde yeniden inşa ettirir.
Ahilik kültürü bütün Anadolu’yu donatırken, Konya’ya da uğrar. Fakat Konya’da Ahiliğe benzer bir başka Ahilik kimlik kazanır.
Çünkü Konya’da ilk kez bir “Çarşı Ağalığı” uygulaması hayata geçecektir. “İhtisap Ağalığı” da denilen “Çarşı Ağalığı”, Konya’nın ilk yönetim teşkilatı olur ve 1876’da belediye haline dönüştürülerek Konya Belediyesi kurulacaktır.
Beyşehir’de bir “kar havuzu” bulunmaktadır.
Peki, nedir “kar havuzu?”
Birincisi “Selçuklu geleneklerinin devamı olan sembolik bir avlu ya da havuzdur.” İkincisi “kar deposu”dur. Camideki sedir ağaçlarının nem gereksinmesini gidermesi, kuruyup çatlamasını önlemek için düşünülmüş bir kuyu olduğu söylenmekle birlikte yazın halkın soğuk su içmesi içinde yapıldığı rivayet edilmektedir.
Küreselleşen dünyamızda ne yazık ki, artık çarşıların yerini AVM’ler almakta…

ŞAİRİN NOT DEFTERİ

*Ressam Hüsamettin Koçan’ın kuruculuğunu yaptığı Bayburt’taki “Baksı Müzesi”, 2012 etkinliklerini “Mesafe ve Temas” başlığı altında düzenleyecek.  Çağdaş sanat ile geleneksel el sanatlarına aynı çatı altında yer veren bu müze, haziran ayından itibaren izleyicisiyle buluşacak olan sergi ve atölye çalışmalarını sanat, tasarım, moda ve yemek kültürü olmak üzere dört farklı düzlemde gerçekleştirmeyi amaçlıyor.
*TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi, mimarlık kent ve çevre kültürünü çocuklarla paylaşmak, çocuk kültürü ile mimarlık kültürünü buluşturmak amacıyla 2002’de başlattığı ve 20 bin çocukla yürütülen “Çocuk ve Mimarlık Çalışmaları’nı anlatan bir belgesel hazırladı. Belgeselin gösterimi geçen günlerde Ankara Sanat Tiyatrosu’nda kutladı.

KUM

Henüz kurumadan güneşin turunç kumu
bugün de hülyasından damıt uykumuzu…

12 NİSAN 2012, BİRGÜN
Yorum Gönder